2 Mart 2009 Pazartesi

ENRİCO MASİAS/ADIEU MON PAYS



Enrico Macias 11 Aralık 1938’de Cezayir’de Constantine şehrinde doğmuştur. Asıl adı Gaston Ghrenassia’dır. Ailesi aslen Yahudi’dir. Okula devam ettiği sürelerde müzik ve özellikle gitara yoğun ilgi duydu. Babası, Cheick Raymond Leyris orkestrasında viyolonsel çalmaktaydı. Genç Gaston da 15 yaşına geldiğinde bu prestijli orkestranın bir üyesi olmuştu.

1962 yılı hayatının dönüm noktası oldu. Yahudi olan Macias, Cezayir bağımsızlığını kazandıktan sonra biraz da zorunlu olarak ülkesini terk edip Fransa'ya yerleşti. Bu ayrılığın üzerine daha sonra "J'ai quitté mon pays" (Memleketimi terk ettim) diye bir şarkı da yapacaktı. Macias'ın parçaları yıllarca Cezayir'de çalınmadı çünkü yasaklıydı. Cezayir'in dışında diğer Arap ülkelerine de gidemedi. Buna rağmen barışla ilgili umutlarını hep korudu. Röportajlarında söylediği gibi: "Ne savaş, ne terörizm, ne de şiddet gezegenimizin problemlerini çözmeyecek. Barış ve aşk gerek." 1987 yılında yani müzik kariyerinin, evliliğinin ve Fransa'ya yerleşmesinin 25'inci yılında, İsrail-Arap sorunuyla ilgili bir soruyu şöyle yanıtladı: "Ben iyimserim. Sanırım iki taraf için de bir gün olumlu bir çözüm bulunacak. Eğer çözümü bilseydim bunun için savaşırdım. Hayatımı barışa adardım." 1987'de çıkardığı "Le monde a besoin d'amoure" adlı albümünü "sığınmacılara" ithaf etti.

Şarkıların hayatı değiştireceğine inanan Enrico Macias, 1997'de Birleşmiş Milletler tarafından "barış elçisi" olarak seçildi.

ADIEU MON PAYS

j´ai quitte mon pays, j´ai quitte ma maison
ma vie, ma triste vie se traine sans raison
j´ai quitte mon soleil, j´ai quitte ma mer bleue
leurs souvenirs se reveillent, bien apres mon adieu
soleil, soleil de mon pays perdu
des villes blanches que j´aimais, des filles que j´ai jadis connu
j´ai quitte une amie, je vois encore ses yeux
ses yeus mouilles de pluie, de la pluie de l´adieu
je revois son sourire, s y pres de mon visage
il faisait resplendir les soirs de mon village
mais du bord du bateau, qui m´eloignait du quai
une chaine dans l´eau a claque comme un fou
j´ai longtemps regarde ses yeux bleus qui fouillent
la mer les a noye dans le flot du regret


ELVEDA ÜLKEM

Ülkemi terkettim, evimi terkettim
Hayatım, hüzünlü hayatım sürünüyor sebepsiz

Güneşimi terkettim, terkettim mavi denizimi
Hatıraları uyanıyor veda edişimden çok sonra (bile)
Güneş, kaybolan ülkemin güneşi
Sevdiğim beyaz şehirler
Bir zamanlar tanıdığım kızlar

Bir arkadaşı terkettim, hala görürüm gözlerini
Yağmurdan, veda yağmurundan ıslanan gözlerini,
(Onun) gülüşünü tekrar görüyorum yüzüme bu kadar yakın
(Gülüşü) ışıldatırdı köyümün akşamlarını

Ama beni limandan uzaklaştıran geminin güvertesinden

(uzanan)bir zincir çılgın gibi şıngırdadı suda
Uzun süre bakakaldım (onun) gittikçe uzaklaşan mavi gözlerine
Deniz silip attı onları pişmanlığın (ayrılığın) dalgasında

1 yorum:

shutterbug_iconium dedi ki...

"beyaz şehirler" değil sözkonusu olan tek şehir aslında.Cezayir'in başkentinde binaların büyük çoğunluğu beyaz olduğu için oraya "beyaz şehir" denmiştir.

Adieu Mon Pays

J'ai quitté mon pays, j'ai quitté ma maison [I left my country, I left my home]
Ma vie, ma triste vie se traîne sans raison (My life, my sad life drags on without a reason)
J'ai quitté mon soleil, j'ai quitté ma mer bleue (I left my sun, I left my blue sea)
Leurs souvenirs se réveillent, bien après mon adieu (Their memories stir up, long after my (having said) farewell
Soleil, soleil de mon pays perdu (Sun, the sun of my lost country)
La ville blanche que j'aimais, des filles que j'ai jadis connues (*The white city that I loved and the girls that I knew once)
J'ai quitté une amie, je vois encore ses yeux (I left a girlfriend, I still see her eyes)
Ses yeux mouillés de pluie, de la pluie de l'adieu (Her eyes wet with rain, with the rain of a goodbye)
Je revois son sourire, si près de mon visage (I see her smile again, so close to my face)
Il faisait resplendir les soirées de mon village ( Hers mile used to radiate the evenings of my village)
Mais du bord du bateau, qui m'éloignait du quai (but from the edge of the ship that took me away from the quay)
Une chaine dans l'eau a claqué comme un fouet (A chain in the water slapped like a whip)
J'ai longtemps regardé ses yeux bleus qui fouillent (I have looked at her blue,questful eyes for so long
La mer les a noyés dans le flot du regret (looking for the sea that drowned them in the flood of regret)